Hz.İshak Peygamber

Yazar: Serhat Tarih: 7 Ekim 2011

İshak aleyhisselâm İbrahim aleyhisselâmın ikinci oğludur. Hz. İsmail’den sonra doğmuştur. İshak, İbranice (güler) demektir. Annesi Hz. Sâre’nin gençlikte çocuğu olmamıştı. Ihtiyarlıkta, çocuğu olacağı Allah tarafından müjdelenince, şaşırıp güldüğü için oğluna bu isim verilmişti.

Bu zamana kadar çocuğu olmayan Hz. Sâre, yaşının geçtiğini düşünerek, Hz. İbrahim’e, Hz. Hacer’i nikâhlamasını söylemiş ve bu evlilikten İsmail aleyhisselâm olmuştu. İbrahim aleyhisselâmın alnındaki nur, Hacer’e ve oradan da Hz. İsmail’e intikal etti.Hz. İbrahim, Muhammed aleyhisselâmın nurunu taşıyan Hz. İsmail’e fazla alâka gösteriyordu. Bu durum Hz. Sâre’nin gayretine sebep oldu. Allahü teâlâ, Hz. İbrahim’e vahyedip, Hz. İsmail ile annesini şu anda Mekke’nin bulunduğu topraklara götürmesini emreyledi. İbrahim aleyhisselâm da, onları emredilen topraklara götürüp geri döndü.

Iyice yaşlanmışlardı
Aradan yılların geçmesi ile İbrahim aleyhisselâm ile Hz. Sâre iyice yaşlanmışlardı. Bu zamanda Allahü teâlânın emriyle melekler, bir çocukları olacağını müjdelediler. Bir oğullarının olacağı müjdelendiği sırada, İbrahim aleyhisselâm yüz yirmi, Hz. Sâre ise doksan dokuz yaşında idi. Bu haberden bir sene sonra Hz. İshak doğdu.
Hz. İshak’ı müjdelemek için gelen melekler, gayet güzel yüzlü birer genç suretinde olarak, İbrahim aleyhisselâmın karşısına çıktılar. Bunlar; Cebrail, Mikâil ve Isrâfil aleyhimüsselâm idi. Yanlarında başka melekler de vardı.

Melekler güzel yüzlü genç suretinde İbrahim aleyhisselâma gözüküp; selâm verdiler. İbrahim aleyhisselâm, selâmlarını aldıktan sonra, onları evinde en iyi yere oturttu. Onlara ikram etmek üzere hemen kızartılmış bir buzağı (dana) getirdi. Bu nefis yiyeceği misafirlerin önüne koyup; “Buyurunuz, yiyiniz” dedi. Fakat bu misafirler yemeğe hiç el uzatmadılar.
Bu durum karşısında İbrahim aleyhisselâm tedirgin olup, endişelendi. O zamanki âdete göre, bir eve misafir geldiğinde, misafir, ikram edilen şeyleri yerse, o misafirden emin olunur; yemezse, bu misafirin zarar vermek üzere geldiğine hükmedilir, ondan çekinilirdi. Hatta böylelerinin zararından korkulurdu. İbrahim aleyhisselâmın kalbine bu sebeple bir endişe gelmiştir.

Yemeğin ücreti

İbrahim aleyhisselâm ile melekler arasında şu konuşma geçti:
- Buyurun, yemez misiniz?
- Biz yemeğin ücretini vermeden yemeyiz.
- Yiyiniz de bedelini veriniz. Bu yemeğin bir ücreti vardır.
- Bu yemeğin ücreti nedir?
- Yemeğin başında Allahü teâlânın ismini söylemek, sonunda da hamdetmektir.
İbrahim aleyhisselâmın bu sözü üzerine, Cebrail aleyhisselâm, Mikâil aleyhisselâma bakarak dedi ki:
- Bu zat, Allahü teâlânın dost (halil) edinmesine lâyık bir kimsedir.

Bundan sonra melekler, “Ey İbrahim! Endişe etme! Biz Lût kavmini helâk etmek için gönderildik” diyerek melek olduklarını açıkladılar. Böylece yemeği yememelerinin sebebi de anlaşıldı. Çünkü melekler yemezler, içmezler.

İshak’ın müjdelenmesi

İbrahim aleyhisselâma gelen melekler melek olduklarını açıklayıp, İbrahim aleyhisselâmın endişesi dağılınca, melekler ona bir oğlunun, yani Hz. İshak’ın olacağını müjdelediler. Hz. Sâre, meleklerin bu müjdesini işitince, hayrete kapılarak ellerini yüzüne kapayıp dedi ki:
- Hayret, benim mi çocuğum olacak? Ben artık ihtiyarladım. Çocuk doğuracak hâlde değilim! Üstelik benim kocam da ihtiyarlamıştır. Bu görülmemiş bir iştir.
Hz. Sâre’nin bu sözleri üzerine melekler, şu cevabı verdiler:
- Sen Allahü teâlânın emrine mi, takdirine mi şaşıyorsun? Muhakkak Allahü teâlâ neyi dilerse, o olur.

Allahü teâlânın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir. Şüphesiz ki, Allahü teâlâ, kendisine şükür ve hamd edilmesini gerektiren işleri yapar, yaratır. Onun kullarına hayrı ve ihsanı pek çoktur. O kerem sahibidir. Sizi de nice nimetlere kavuşturmaya kâdirdir.
“Azgınlar ümit keser”
Bu hususta Hz. İbrahim de meleklere demişti ki:
- Benim bu ihtiyarlığımda bana evlât mı müjdelersiniz? Ne acayip müjdedir.
- Biz seni hak ile müjdeledik. Sen Hakkın rahmetinden ümit kesme.
- Allahü teâlânın rahmetinden kim ümit keser ki? Ancak, Allahü teâlânın rahmetinin bolluğunu bilmeyen azgınlar ümit keserler.

Hz. İbrahim ve Hz. Sâre’nin bu habere şaşmalarının sebebi, itiraz için değildi. Çünkü onlar, Allahü teâlâya iman etmişlerdi ve şaşırmalarının sebebi; hiç görülmediği hâlde, bilinenin ve âdetin dışında olarak, çok yaşlı kimselerin çocuğunun olacağı idi.

İbrahim aleyhisselâmın Allahü teâlânın emirlerine gösterdiği sadakat ve ihtimam sebebiyle, böyle yaşlı iken, Allahü teâlâ ona bir çocuk daha ihsan eyledi. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen şöyle buyuruldu:
(Bir de ona salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak’ı müjdeledik. Kendisine ve İshak’a bereketler verdik. Her ikisinin soyundan mümin olan da var, nefsine apaçık zulmeden kâfir de var.) [Saffat 112 - 113]

Meleklerin bu müjdesi, Lût kavminin helâk olduğu gece idi. Çok geçmeden Hz. Sâre hamile kaldı. Doğan çocuğa müjde esnasında, annesi sevinç ve taaccüple güldüğü için Ibranice’de “gülüyor” manasına gelen İshak adını verdiler. Babası, Hz. İshak’ı yedi günlük iken sünnet etti. İbrahim aleyhisselâm, büyük oğlu Hz. İsmail’e okuduğu gibi ona da; “E’ûzü bikelimâtillâhittâmmâti min külli şeytanin ve hâmmetin ve min külli aynin lâmmeh” duâsını okurdu.

Peygamber olduğu bildirildi

İshak aleyhisselâm büyüyünce, babası ve annesi ile Mekke’ye gitti. Kâbe-i muazzamayı ziyaret edip, ağabeyi Hz. İsmail’le görüştü. Üçü birlikte Filistin’e döndüler. Burada anne ve babasına hizmet eder, her sene hac zamanında, Mekke’ye giderdi. Şam ve Filistin ahalisine peygamber olduğu bildirildi. Bu husus En’âm suresi 84. âyet-i kerimesinde meâlen şöyle bildirilmektedir:
(Biz İbrahim’e oğlu İshak’ı ve İshak’a oğlu Yakûb’u hibe ettik ve her birine hidayet ve nübüvvet verdik.)

Hz. İshak’ın mucizeleri

İshak aleyhisselâm yüz ve şekil itibariyle, ahlâk ve yaşayışta babası Hz. İbrahim’e çok benzerdi. Hatta sakalı çıktığı zaman, baba ile oğlunu birbirinden ayırmak çok güçleşmişti. İbrahim aleyhisselâmın sakalı ağarınca, aralarında fark meydana geldi ve görenler kolayca birbirlerinden ayırır oldular.
İshak aleyhisselâm Hz. İbrahim’in vefatından sonra, onun dininin hükümlerini yaymaya devam etti. Kavmine nasihatlerde bulunup, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi.
Torunlarından peygamber geldi

Ömrünü, insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmekle geçiren İshak aleyhisselâma, altmış yaşında iken, Allahü teâlâ iki oğul ihsan etti. Bunlar, ikiz olan Iys ve Yakûb adındaki çocukları idi. Iys, amcası Hz. İsmail’in kızı ile evlendi. Babasının duâsı bereketiyle soyu bereketli olup, kısa zamanda çoğaldı. Hz. Yakûb’a da peygamberlik verildi. Oğul ve torunlarından da peygamberler geldi. Bir adı da Israil olan Hz. Yakûb’un soyundan gelenlere, sonradan İsrailoğulları denildi.

Hz. İshak’ın gözleri ömrünün sonuna doğru zayıfladı. Yüz yirmi sene veya daha fazla yaşadı. Vefat edince, Filistin’de Halilürrahmân civarında, baba ve annesinin de metfun bulunduğu mağaraya defnedildi.Her peygamber gibi İshak aleyhisselâmın da çeşitli mucizeleri vardır. Bunların bazıları şöyle:
Hayvanlar, açık bir lisanla İshak aleyhisselâmın peygamberliğine şehadet ederlerdi. Birgün kavmi; Hz. İshak’a bir tilki, bir ceylan ve bir keçiyi getirip dediler ki:
- Bunlar senin peygamberliğine şehadet etmedikçe, biz de inanmayız.

İshak aleyhisselâm da hayvanlara dedi ki:

- Ey hayvanlar! Benim kim olduğumu bilir misiniz?
Bunun üzerine tilki; “Allahın peygamberisin” dedi. Ceylan; “Halilullah’ın oğlusun. Kavmini necat ve felaha davet ediyorsun. Ben şehadet ederim ki, ibâdet edilmeye hakkı olan ancak ve yalnız Allahü teâlâdır. Sen de Onun peygamberisin” dedi. Keçi de; “Allahın peygamberisin. Hak üzere olduğunda şüphe yoktur. Sana iman etmeyen, doğruca cehenneme girecektir” dedi.

Bu mucizeyi görenlerden bir kısmı imanla şereflendi. Bir kısmı da küfürde inat edip cehennem azabını haketti.
Dağ sallandı
İshak aleyhisselâmın bir diğer mucizesi de, duâ etmesi üzerine dağın harekete geçmesidir. İshak aleyhisselâm Kudüs’e varıp, oranın halkına Allahü teâlânın emir ve yasaklarını tebliğ edince, insanlar oradaki bir dağı gösterip dediler ki:

- Eğer şu dağı harekete geçirirsen, iman ederiz.
İshak aleyhisselâm da elini açıp, Hak teâlâya duâ etti. Dağ sallanmaya başlayınca, Kudüs halkı hep birlikte iman ederek, küfrün zulmetinden kurtuldu.

Hz. İshak’ın başka bir mucizesi de; Şam ahalisinin arzusu üzerine yaptığı duâ neticesinde, elini sırtına koyduğu bir koyunun, hemen kuzulamasıdır. Koyun, ardı ardına dokuz veya doksan tane kuzu doğurmuştur.

Etiketler
Yorumlar

Hiç Yorum Yapılmamış!

Yorum yapmak ister misin?


Benzer Yazılar